BÖLÜM: 
Gurbetçi’nin Reklam Çilesi

Gurbetçi’nin Reklam Çilesi

Bugünlerde sizi ziyaret eden gurbetçi akrabalarınız, Türkiye’deki reklamlara hayranlıkla bakıyorlarsa sakın şaşırmayın. Çünkü istisnasız herkes, gurbetteki Türk kanallarında yayınlanan reklamlardan illallah etmiş durumda.

Bugünlerde sizi ziyaret eden gurbetçi akrabalarınız, Türkiye’deki reklamlara hayranlıkla bakıyorlarsa sakın şaşırmayın. Çünkü istisnasız herkes, gurbetteki Türk kanallarında yayınlanan reklamlardan illallah etmiş durumda. Zaman Gazetesi’nden Erkam Emre haberinde bu konuyu çeşitli yönleriyle inceledi. Geçen günlerde sosyal medyada dolaşan bir reklam filmi, o çok güldüğümüz ve türünün ilk örneği siyah beyaz reklamlara rahmet okuttu. Güzellik için estetik yaptırmayı tavsiye eden reklam, tanıtımını yaptığı hastane için amaçlananın tam aksi yönünde etkili oldu. Sosyal medyada reklam fenomen haline geldi. Espri malzemesi oldu. Reklamda tanıdık bir sima da rol alıyor; gurbetçi Türk müziğinin öne çıkan temsilcisi İsmail YK. Daha önceki albümlerinden devşirilmiş bir şarkı eşliğinde hastane resepsiyonunu mekan edinen film, raks eden bir kadın üzerine yoğunlaşarak, ‘Hadi siz de!’ mesajı veriyor. Sadece iki açıdan görünen karakterler ve manuel zoomla yapılan efektler hariç hiçbir kurgu içermeyen ve estetikten yoksun olduğu hemen dikkati çeken reklam filmi, tatil sezonunda Türkiye’ye gelecek gurbetçi vatandaşlarımızı hedef kitle seçmiş. Bu örnekten yola çıkarak dikkat çekmek istediğimiz nokta, Avrupa Türk kanallarında müşteri kazanmak için çekilen reklam filmleri. Zira Türk reklam sektörünün son yıllarda kazandığı kalite düzeyi, komşularımıza parmak ısırtırken, bu gelişme Avrupa’da yayın yapan Türk kanallarına henüz yansımış değil. İşte Avrotürk kanallarında rast gelebileceğiniz ve izleyenlere yaka silktiren tanıtım kuşaklarının arka planı. Para değil vizyon eksikliği var Köprünün altından çok sular aktı. 60’lı, 70’li yıllarda haftalar tutan mektuplaşma günlerinden, televizyonlardaki canlı yayın teknolojisine kavuştuk. Ne var ki Avrupa Türk TV kanalları, reklam yayıncılığı standardı noktasında Türkiye’nin hâlâ 20 sene gerisinde. Özellikle reklam kuşağında kendini belli eden bu yayınlara herhangi bir itiraz da gelmiş değil. Hâl böyle olunca, reklam yapımcıları da vasatlıktan ödün vermiyor! Bu iğreti yapımlar bazen o kadar can sıkıcı bir hal alıyor ki, sırf bu reklamları izlememek için sadece Türkiye’deki kanallarını gösteren decoder satın alanlar var. Reklamlar, sosyal medya üzerinden yayılarak, Avrupa’da yaşayan Türklerin imajına da zarar veriyor. Muhtelif sektörlerde iş yapan Türkiye kökenlilerin kahir ekseriyeti döner, bakkal, kasap, mobilya ve tekstil gibi sektörlerde faaliyet gösteriyor. Çok ciddi açılımlarla günden güne önemli ticari başarılar elde ediliyor. Fakat tüm bunlar ciddi bir duruşu elde etmek için yeterli değil. Bu kültürü de yeni yeni oturtan Türk müteşebbisler, reklam vermenin kurumun kimliğini yansıttığını henüz tam manasıyla idrak edebilmiş değil. İşi ucuza getirmek, ‘yaptım oldu’ mantığıyla eşe dosta pazarda görünmek hâlâ geçer akçe Avrupa Türk esnafı arasında. Öyle ki, reklamının yayına girmesi için kesenin ağzını açan müsrif esnafımız, iş reklam kalitesine gelince aynı cömertliği göstermiyor. Reklam ajansları, torbacı mantığıyla çalışıyor Taşı sıkınca suyunu çıkaran yurdum insanının, kendine bir mecra edinip orantısız biçimde sömürdüğü alanların biri de reklam piyasası. Esnafın kapısını çalıp ‘bakın işte sizin haberinizi yaptık, bize reklam verin biz de bu haberi sizin adınıza yayınlayalım’ diyenler meselenin ne derecelere ulaştığının bir başka tezahürü. Bunun yanında, kapı kapı dolaşan ajans temsilcileri, şu kadar dakikalık reklamı, şu kanalda, bu kadar süre adı altında paket olanağı sunuyor. Tabii müşteri avındaki temsilciler, olmadık ücretlere anlaşma yaparak, reklam garabetini diğer taraftan körüklüyor. Velhasıl, işin sonunda taharet musluğundan, besmele çeken bardağa kadar envaiçeşit reklamlar televizyon kanallarını istila ediyor. İçinde sekizinci sınıf oyuncuların oynadığı ve Türkmanca (Türkçe-Almanca karışımı) argo bir dil ve uçarı müziklerde sunulan reklamlar seyirciyi de çileden çıkarıyor. Anlamsız istekler, bizi düşündürüyor Hasan Cücük (Bahar gazetesi editörü-danimarka): Reklamlardaki kalitesizliğin sebeplerinden biri, hedef kitlenin eğitim durumundan kaynaklanıyor. Avrupa’ya gelen ilk kuşak maalesef yeterli bir eğitime sahip değildi. Firmaların hedef kitlesi konumunda hâlâ ilk ve ikinci kuşaklar var. Yeni yetişen Avrupa doğumlu Türkler, Türk televizyonları ve medyasından ziyade daha çok bulundukları ülkenin medyasını takip ediyor. Türk TV’lerini seyretmek zorunda olanlarsa Türkiye yayınlarını tercih ediyor. Bu kesim, reklamların kendi zeka ve akıllarıyla dalga geçildiğini düşünüyor. Vizyon eksikliğinin hâlâ giderilmemiş olmasını rahatsız edici buluyorlar. Diğer önemli bir etken, reklam veren firmaların yerel zihniyeti aşamaması. 5 milyon Türk’ün yaşadığı Avrupa’da, Türklerin kurduğu uluslararası çalışan şirket sayısı bir elin parmak sayısına ulaşmıyor. Firmalar lokal olunca bulunduğu yerin halkına göre reklam düşünüyor. Editör olarak en büyük sıkıntımız firmalardan gelen anlamsız reklam içerikleri. Bir sayfalık reklama ne kadar çok ürün koyarsa o kadar reklamın hedefe ulaşacağını sanıyor ve mutlaka kendi fotolarını reklamın bir yerine iliştiriyorlar. Nedeni ise ‘Beni tanıyanlar resmimi görürse firmanın kime ait olduğunu anlarlar.’ diyerek açıklıyorlar. Yozgat’taki amcası görsün diye, Kurtlar Vadisi’ne reklam veren var Mehmet Tokdemir (Tuwa Media Ajansı, Frankfurt): Piyasada dolaşması ve çeşitli müşavereler vesilesiyle esnaf ve işadamı profiline gayet hakimim. Bugüne kadar edindiğim tecrübelerden şunu anladım ki; reklam verme kültürü henüz ciddi bir temel üzerine oturmuş değil. Tanıtıcı bültenler, firmanın vizyonunu değil ama kişileri tanıtmak üzere kurulu. Hal böyle olunca garip görüntüler çıkabiliyor. Müşterilerimiz kimi zaman, kendisini ve çocuklarını dahi reklamlarda oynatmak istiyor. Bu noktada insanları ikna etmek çok zor. Hitap ettiğimiz kitle sınırlı olunca, en ufak haber olanca hızıyla yayılıyor. Falanca yaptırmış siz neden fotoğrafımı, telefonumu koymadınız, diye tepkiler alıyoruz. Onlarca insan sizi ekranda görecek, gelen telefonlardan rahatsız olabilirsiniz, diye izahat yapıyoruz. Öyle ki kimileri reklamını özellikle Kurtlar Vadisi gibi çok izlenen dizilerin arasında yayınlanmasını istiyor. Nedenini sorunca, memlekettekiler ismimi görsün, diyorlar. Üretici, kendi reklamında oynamak istiyor Ömer Ersoy (STV Avrupa Reklam Sanat sorumlusu): Bu işi icra edenler olarak büyük sıkıntı yaşıyoruz. Kalitesiz ve ‘yaptım oldu’ mantığıyla hareket edilerek kanallara servis edilen reklamların garabet örneği olmasında tabii ki maddi sebepler ön planda. Tüy dökücü krem, bal, zayıflatıcı hap gibi malzemelerin reklamları Avrupa’da da yayınlanıyor. En azından orta ölçekli bir esnafın reklam hususunda belli bir bilince sahip olması gerekiyor. Halbuki biz, son derece ilginç tekliflerle karşılaşıyoruz. Kendi ürettiği bir kremin reklamında kendisi oynamak isteyenlerden, süpermarketi için çekilecek reklamında kasanın başına geçerek ‘hadi çekin bakalım’ diyenlere bile rastlıyoruz. Reklamda açık adresini verenler, telefon numaralarının okunmasını isteyenlere çalışma şartlarını anlatmak pek kolay olmuyor. 1-Başrolde İsmail YK:İsmail YK’nın rol aldığı reklam filmi, 80’li yıllardaki Emrah filmlerini aratmıyor. 2-Taharet musluğu reklamı:İlginç bir musluk aparatı reklamı: Sınıfta klozetli sunum yapan öğretmen, öğrencisinin sorusu karşısında şaşkına dönüyor: “Öğretmenim bu musluğu çok sevdim. Deneyebilir miyim?” Öğretmenin cevabı da bir o kadar ilginç: “Beğendiğine sevindim ama burada deneyemezsin.” 3-Geniş özellikli cep telefonu:Aradığınız tüm özellikler burada. Eğer siz de yazıları seçemiyor, rehberden sevdiklerinize daha kolay ulaşmak istiyorsanız… 4-Canı döner çekenlere:Buyrun. Bir döner mi? İşte hijyenik bir ortamda hazırlanmış siparişiniz. 5-Herr Daum reklamlarda: Daum, sokakta oynayan çocuklara taktik verdikten sonra evinde soğuk ayranını içip hararetini gideriyor.

Editör HABERİSVEC    Tarih 07 Temmuz 2013, 22:16

  

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan HABERİSVEÇ hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Gündem HABERLERİ
ANKET

Sizce İsveç’te seçmenlerin öncelikli sorunu nedir?






 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
EN ÇOK TIKLANAN HABERLER
 
EN SON YORUMLANAN HABERLER
 
  © HABERİSVEÇ
  İsveç’ten haberiniz olsun..
Yazar Başvuru - İletişim

Sitemizde yer alan yazı, resim ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Tel : +46 72 336 35 54
Faks : +46 (0)8 5000 2384
Mobile : +46 (0) 761 604603
Adres : Fagerstagatan 4, 163 53 Spånga / STOCKHOLM-SWEDEN